Türk edebiyatında yazınsal tür olarak roman



Türk edebiyatının geçmişten günümüze gelen, ve Batı’dan yazın hayatımıza giren roman türünün üzerinde duracağız. Belli akımlar çerçevesinde şekillenen romanın tarihsel süreci…


Türk edebiyatında yazınsal tür olarak roman

Dünyada başa gösteren reform ve inkılap hareketleri domingo etkisi yaratırken; bu sadece siyasal, toplumsal ya da ekonomik alanda omadı. Bunun bir de kültürel ayağı var.

Kültürel ayağınının ilk adımı elbette edebiyat ve onun türevi olan sanattır. Nitekim sanatın yedi dallarınından birini teşkil eden edebiyat da bu alanda kendine yer edindi.

Türk tarihinde Batılılaşmanın ilk örneği olan ve 1836’da yayınlanan Tanzimat Fermanı pek çok yenilik getirdi. Yenilikler bu yazının konusu olmasa da biz edebiyat ve roman tekniği üzerinde duracağız.

Romanın tür olarak Türk edebiyatında görülmesi,Yusuf Kamil Paşa’nın yaptığı, Fenelon’un Telemak adlı eserinin çevirisi Terceme-i Telemak ile olmuştur.

İLK ROMAN: TAAŞŞUK-I FİTNAT

Osmanlı aydınları daha çok şiirde mesafe katetmişlerdi. Özellikle Ziya Paşa’nın Terkibi-i Bend-i buna örnektir. Fakat roman Osmanlı’ya çok sonradan gelen bir edebi tür olduğu için; verilen eserler de teknik ve edebi açıdan oldukça zayıftır.

19.yüzyılda Osmanlı’da ortaya çıkan romanın ilk örneği ise; 1872’de yayınlanan Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir.

Türk edebiyatında yazınsal tür olarak roman #1

Sayfa: 176

KARAKTER YARATMA ZORLUĞU

Osmanlı yazarları arasında sıkça baş gösteren sorun ise; romanda güçlü karakter yaratamamak.

Nitekim Tanzimat’la başlayan Batılalaşma hareketleriyle beraber Osmanlı aydınlarının özellikle Fransa özentisi burada öne çıkmakadır. Tarih sayfalarında da yer aldığı gibi bir Fransa alafırangası söz konusu.

DEĞİŞİME AYAK UYDURAMAMAK

Kimi edebiyat eleştirmenlerine göre, Osmanlı yazarları Emile Zola gibi natüralizm akımının öncüsü sayılan yazarlara öykünmek yerine daha çok toplumsal ve siyasal derinlikli konuları işlemişlerdir. Bunun yanında realizm yerine Fransa romantizmini örnek aldılar.

Ahmet Mithat Efendi bu durumu şöyle eleştiriyor; “Bu zamanın tabii romancılarına bakılacak olursa dünyada ve bahusus (özellikle) dünyanın Fransa denilen kısmında ve hele Fransa’nın Paris denilen yerinde fezaili beşeriyeden (insani erdemlerden) hiçbir eser kalmamış olmak lazım gelir.Türk edebiyatında yazınsal tür olarak roman #2

Ahmet Mithat Efendi

ROMANTİK AŞKLAR, YANLIŞ BATILILAŞMA

Tanzimat döneminde yayınlanan bazı önemli eserler de oldu. Bunlar; Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi, Namık Kemal’in İntibah romanı ve Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası eserleridir.

Fakat özellikle Arabas Sevdası romanında tamamen Batı özentisi söz konusu olmuştur. Fransızlar gibi konuşuluyor, onlar gibi davranılıyor, neredeyse aynı hayat biçimi benimseniyordu.

Buna romantik aşkları da eklemek lazım.

Türk edebiyatında tarihi romanın ilk denemesi Ahmet Mithat Efendi’nin 1871’de yayınlanan Yeniçeriler romanı örnek gösterilebilir.

Batılı anlamda ilk tarihsel Türkçe roman ise Namık Kemal’in Cezmi eseridir.. Onun ilk basımı 1880’de yapılırken; kitap Türk edebiyatının ilk tarihi romanı olma özelliği taşıyor.

Türk edebiyatında yazınsal tür olarak roman #3

Sayfa: 280

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ROMAN

Türk edebiyatının önemli edebi akımlarından olan ve pek çok önemli ismi içinde barındıran Servet-i Fünun edebiyatında roman alanında doyurucu eserler verilmeye başlandı.

Özellikle Halit Ziya Uşaklıgil’in 1925 ‘de yayınlanan ve büyük ses getiren Aşk-ı Memnu romanı, günümüzde bile hala çok okunan başarılı roman örneğidir.

Türk edebiyatında yazınsal tür olarak roman #4

Sayfa: 392

“GENÇ KALEMLER.”

1910 yılından sonra Türkiye’demler “Genç Kalemler” adında edebiyat akımı oluşmaya başladı. Bilhassa Türkçülük ve milli duygular çerçevesinde başlayan bu akımın temsilcileri ise Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Mahmut Şevket Esendal oldu.

Halide Edip Adıvar’ın “Vurun Kahpeye” romanını gösterebiliriz. Keza; Reşat Nuri’nin de Çalıkuşu kitabını da unutmamak gerek.

Türk edebiyatında yazınsal tür olarak roman #5

Sayfa: 187

CUMHURİYET DÖNEMİ ROMANI

Cumhuriyet dönemine geldiğimizde ise bizi daha çok Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyan romanlar karşılıyor. Bunun yanında ulusal hareketle kaleme alınan eserler teknik ve konuları itibariyle hak ettikleri saygıyı gördüler.

Öte yandan Türkiye’de 1960 yılından sonra başlayan solculuk akımının etkisiyle “Köy romanı” dediğimiz tür de ortaya çıktı, toplumcu gerçekçi romanlar bir bir edebiyat sahnesindeki yerlerini aldılar ve çok beğenildiler.

Son olarak ise 1980 Darbesi entelektüel çevreleri uzun süre susturduğu için yazarların kaçış dönemi olmuştur. Fakat, darbenin etkileri azalmaya başlayınca 1990’lı yıllarda tekrar edebiyat ve roman şahlanışa geçmiştir.

Ergül Tosun

Kitap sayfası için iletişim:

ergul.tosun@ensonhaber.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir